Herbalife Doğrudan Satış Bayiliği

March 10th, 2009

1. Doğrudan Satış nedir?
Doğrudan Satış, bir satıcının anlatması ve/veya göstererek tanıtması aracılığıyla bir tüketim malının veya hizmetinin tüketiciye evinde, bir tanıdığının evinde, işyerinde veya bir satış noktası olmayan bir başka yerde doğrudan satışının gerçekleşmesidir.

2. Neden bir tüketici doğrudan satış yoluyla alış veriş yapmayı tercih eder?
Bu gün, zaman artık herkes için önemli bir değerdir. Zamanın değerini bilen bilinçli bir tüketici alış verişini gercekleştirmek için doğrudan satışın kendisine sunduğu kolaylık ve özel servis imkanını kullanmayı tercih eder. Doğrudan satış yoluyla tüketici, evinin ve kendisinin bir çok ihtiyacının istediği zaman istediği yerde, kendisine ürünlerin her türlü özelliği bire bir anlatılarak teslim edilmesini ve de bir sorunu olduğunda da aynı şekilde hizmet almasını garantiler. Kolaylık, güvence ve kişiye özel hizmet, doğrudan satış yöntemiyle alış verişin tercih edilme nedenleridir.

3. Doğrudan Satış şirketleri farklı şekillerde iş yapıyorlar, neden?
Doğrudan satış şirketleri genel olarak iki şekilde çalışırlar; Kişiden kişiye: Çoğunlukla öceden randevulaşarak ayarlanan bir gün ve saatte satıcı, tüketiciye tanıtım yaparak satış işlemini gerçekleştirir.
Grup:- Bir müşteri ev sahibi olarak tanıdıklarını biraraya toplar ve doğrudan satıcı bu kişilere tanıtım yaparak satış işlemini gerçekleştirir.

4. Doğrudan satış yoluyla satılan bir malın iadesi nasıl oluyor? Satış işlemini gerçekleştiren doğrudan satıcıya müşteri ulaşamazsa ne yapacak?
Türkiye’de olduğu gibi birçok ülkede bu şekilde mağaza dışında gerçekleşen satışlarda müşterinin yasal olarak 7 günlük bir vazgeçme süresi vardır. Bu süre zarfında bir kez daha düşünüp malın kalitesini ve fiyatını karşılaştırma fırsatına sahip olur. Bu gerçek, doğrudan satışı, tüketici için en korunaklı satın alım yöntemi yapmaktadır. Ayrıca Doğrudan Satış Derneği üyesi olan ve her türlü yasal düzenlemelere uygun olarak çalışmalarına onay verilen doğrudan satış şirketleri, bu vazgeçme süresini yasaların öngördüğünden de daha uzun tutarak tüketiciyi korumaktadır. Doğrudan Satış Derneği üyesi şirketler tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirerek kurulmuş ve faaliyetlerine her türlü düzenli denetimlerle devam eden belli başlı kuruluşlardır. Bu derneğin üyesi olan şirketlerin ürünlerini satan doğrudan satıcılardan ürün alan tüketiciler, eğer herhangi bir nedenle satışı gerçekleştiren satıcıya ulaşamazsa, şirketin kendisiyle temas kurabilirler.

5. Doğrudan Satış yoluyla hangi ürünler satın alınabilinir?
Doğrudan satış yoluyla halen ülkemizde Doğrudan Satış Derneğine üye firmalardan ev aletleri, kozmetik ürünleri, kişisel bakım ürünleri, ev bakım ürünleri ve sağlıklı yaşam ürünleri temin edilebilir.

6. Doğrudan satış Türkiye’de ne kadar zamandır var ve gelişimi nasıl olmuştur?
Doğrudan satış ülkemizde yerel bazı firmalar tarafından 1970 lerde daha çok kitap ve ansiklopedi satışı ile başlamıştır ve son 7-8 sene içinde dünya çapında doğrudan satış işinde lider olan Amway, Avon , Oriflame ve Tupperware gibi firmaların Türk pazarına girmesiyle yaygınlaşmıştır. Halen bu şirketlerle beraber BMS - Batı Makine Sanayii ve Ticaret A.Ş. Birleşik Metal Sanayii ve Aphrodie Esthetique gibi köklü yerel firmalar, faaliyetlerine bu sektörde devam etmekte ve ürün yelpazelerini geliştirerek ülke çapında doğrudan satışın yaygın bir alış veriş şekli olarak yer almasına katkıda bulunmaktadırlar. Son senelerde sektör ciddi bir canlanma sürecine girmiş olsa da, henüz daha kat edilecek çok yol vardır.

7. Doğrudan Satış ile Kapıdan Kapıya Satış arasında fark nedir?
Doğrudan Satış işini halen ülkemizde büyük bir tüketici sorunu hale gelen kapıdan satış ile karıştırmamak gerekir. Doğrudan satış firmalarının ürünlerinin satışını yapan kişiler pazarladıkları ürünlerinin tanıtımını satış yapacakları kişi ve kişilerle önceden mutabık kalındığı bir zaman ve yerde bire bir tanıtarak satış yaparlar.Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, Doğrudan Satış Derneğine üye şirketlerin hepsinde mağaza dışında gerçekleşen bu satışlarda müşterinin yasalarla belirtilen “vazgeçme süreleri”nin üzerinde süreler içerisinde fikir değiştirip malı geri verme imkanı vardır. Müşteri bu sürelerde bir kere daha düşünüp, malın kalitesini ve fiyatını karşılaştırma fırsatına sahip olur. Bu gerçek doğrudan satışı tüketici için en korunaklı satın alım yöntemi yapmaktadır. Ayrıca “vazgeçme” süresini yasaların öngördüğünden daha uzun tutarak, üyeleri kısıtlayan ahlaki ilkeler yerleştirerek ve tüketici dernekleri ile sürekli iletişim kurarak da doğrudan satış sektörü tüketiciyi korumaktadır.

8. Doğrudan Satış ile piramit düzenler arasında ne fark var?
Tüm dünyada uygulanan saygın bir satış yöntemi olan doğrudan satış adını kullanmak suretiyle çıkar sağlamak isteyen kötü niyetli kişilerin oluşturduğu ve kişileri dolandıran piramit düzenlere karşı tüketicilerin dikkatli olması gerekir. Hiçbir yasal dayanağı olmayan bu düzenler sahtedir ve her zaman kaybettirir. Yasal bir doğrudan satış işi ile gizlenmiş bir piramit düzen arasında farkı anlamak için şu üç soruyu sormak gerekir;
a. Katılmanız için ne kadar para isteniyor? Başlama maliyeti nedir?
Maliyet yüksekse dikkatli olun.Doğrudan satış şirketlerinde genellikle başlama ücreti azdır. Bu şirketler kolay ve ucuz bir şekilde satışa başlamanızı isterler. Piramit düzenler ise tüm karlarını yeni katılanlar sayesinde elde ettikleri için katılma maliyeti yüksektir.
b. Satamadığınz ürün olursa şirket bunları geri alıyor mu?
Bu tür piramit düzenler değeri ve kalitesi şüphe götürecek, göstermelik ürünler de pazarlayabilirler. Satılmayan ürünler elinizde kalacaksa dikkatli olunmalıdır. Çünkü bu ürünleri iade edemezsiniz. Yasal doğrudan satış şirketlerinde ise bu güvence her zaman vardır.
c. Şirket ürünlerini tüketiciye satıyor mu?
Bu sorunun cevabı olumsuz ise dikkatli olunmalıdır. Çünkü doğrudan satış tüketicilere satış yaparak bir pazar oluşturmaya dayanır, yani rekabet edebilecek fiyatlara sahip, kaliteli ürünler gerektirir. Piramit düzenlerde ise ürünü kullanacak kişilerle hiç ilgilenilmez. Yeni katılanlara, kullanışlı ve uygun fiyatlı oldukları için değil, işe başlamak için satın almaları gerektiği için büyük miktarda satış yapılarak kar elde edilir.

9. Doğrudan Satış işini daha çok neden kadınlar yapıyor? Kimler doğrudan satış işine girebilir?
Genel olarak doğrudan satış işi esnek çalışma saatleri ve kozmetik ve kişisel bakım ürün grupları seçeneklerinden dolayı, ilk önce daha çok kadınların ilgisini çekse de, erkekler tarafından da karlı bir iş imkanı olarak değerlendirilmektedir. Doğrudan satış her kesimden insana yaş, cinsiyet, ırk, din, eğitim düzeyi ve deneyim gibi ayrımlar yapmadan gelir olanağı sağlamaktadır. Türk tüketicisi özellikle yarı kapalı ve aile yapısının güçlü olduğu bir sosyal yapıya sahip olduğundan dolayı genellikle insanların yakın çevrelerinde çalışmalarına dayalı olan doğrudan satışı sistemini sevmiş ve benimsemiştir. Doğrudan satış, sağladığı ek gelir imkanı ile de ülkemizde ki işsizlik sorununa da bir parça çözüm getirmektedir. Ülkemizde 325.000′in üstünde kişi bu sektörde yer almaktadır ve halen 18 yaş üzerinde tüm Türk vatandaşları doğrudan satış yolu ile satış yapan firmaların ürünlerini kendi tüketimleri için satın almak ve de isterlerse de satışını gerçekleştirerek ek gelir kazanmak imkanına sahiptirler.

10. Doğrudan satış işine başlarken ne kadar bir yatırım yapmak gerekir?
Doğrudan Satış ta işe başlama bedelleri yüksek değildir ve işi yapmada da tıpkı ürünlerde olduğu gibi para kaybı olmadan vazgeçme imkanı vardır. Kişiler bu sektöre girerken her türlü güvenceleri sağlanır ve iş olarak doğrudan satış konusuna girişimlerinde mağdur olmayacakları şekilde çalışırlar.

11. Doğrudan Satış işine giren bir kimsenin geliri ne kadar olur ve daha çok hangi gelir düzeyinden kişiler bu sektöre ilgi duymaktadırlar?
Doğrudan satış, her ne kadar kazanç olanakları, bu işe tam gün ayrıldığında çok ciddi rakamlara ulaşıyor olsa da, büyük çoğunluk için bir ek gelir aracıdır. Ayrıca bu sektörde kazanç tamamen işi verilen zaman, gayret ve ilgi gibi kişiden kişiye değişen faktörlere bağlıdır. Her iş kolunda olduğu gibi bu sektörde de bir disiplin içerisinde çalışan herkes için belli bir gelir sağlama imkanı vardır. Bu açıdan bakıldığında, doğrudan satışın, işi yapanlar açısından orta gelir düzeyine hitap ettiğini söyleyebiliz. Tüketici kitlesi açısından bakıldığında ise gerçek anlamıyla herkese hitap eder. Doğrudan Satış tüm dünyada da olduğu gibi, ülkemizde de tüketiciler için pratik bir satın alma yöntemi olarak kendini kanıtlamış bulunmaktadır.

12. Ekonomik krizler bu sektörü nasıl etkilemektedir?
Türkiye’deki ekonomik krizler, doğrudan satış şirketlerini ciddi olarak. etkileyememiştir. Zaten bu sektörün bu tür krizlerden etkilenmemesi de beklenir. Çünkü işin özünde tüketicinin ayağına kadar gitmek olduğu ve bunun sonucunda da bir kazanç beklentisi olduğu için, doğrudan satışın bir anlamda krizlere karşı korumalı bir sektör olduğunu söyleyebiliriz . Sunduğu iş imkanı ile ek gelir sağladığı içinde kriz zamanlarında destek sağlamaktadır.

13. Doğrudan Satış Derneği neden var ve ne işe yarar?
Ülkemizde Ağustos 1994 de kurulan Doğrudan Satış Derneği (DSD), kısa sürede aktif ve yararlı bir kuruluş haline gelmiştir. DSD, tüketici haklarını gözetmeye ve aynı zamanda doğrudan satış işi ile uğraşan bağımsız satıcılara destek vermeye yönelik bir çok prensip ve standardı ortaya koymuştur. Tüm Türkiye genelinde faaliyet gösteren DSD, merkezi Belçika, Brüksel’de bulunana Avrupa Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu (FEDSA) ve merkezi A.B.D Washington’da bulunana Dünya Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu’nun (WFDSA) üyesi olup; tüketici hakları, ticaret, ekonomi gibi başlıkları içeren geniş kapsamlı bir programın da aktif katılımcısı durumundadır. Doğrudan Satış Derneği Amway Türkiye Ltd, Aphrodie Estetique, Eczacıbaşı - Avon Kozmetik, BMS, Oriflame, Herbalife, Tupperware ve Forever Living şirketlerini temsil eden üyelerden oluşmaktadır.

14. Doğrudan satış yapan firmaların topluma nasıl katkıları olmaktadır?
Doğrudan satış sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin topluma dönük yararlı faaliyetleri çok geniş bir alana yayılmıştır. Sürekli olarak çevre korunması, eğitim, çocuklara yardım, kadın sağlığı gibi konularda destek veren bu şirketlerin her biri topluma yararlı olmayı kendine ilke edinmiş kuruluşlardır. Ayrıca Doğrudan Satış Derneği, dernek çatısı altında ülkemizin ileri gelen üniversiteleri ile işbirliğine gitmek ve doğrudan satış konusunun akademik bir ortamda incelenmesi ile ilgili çalışmaların yapılmasına destek vermektedir. Doğrudan Satış Derneği ayrıca halen yürürlükte olan Tüketiciyi Koruma Kanunu’nun oluşturulmasında katkıda bulunmuş ve bu kanuna destek vermek ve doğrudan satış konusunda ülkemizde yeni oluşturulan düzenlemelerde, Tüketiciyi ve Rekabeti Koruma Genel Müdürlüğü ile birlikte aktif rol almıştır. Dernek olarak VIII. 5 Yıllık Kalkınma Planının oluşturulmasında Tüketici İhtisas Komisyonunda yer alınmış ve gerçekleşen çalışmalara destek verilmiştir.

Kaynak : Doğrudan Satış Derneği - www.dsd.org.tr

Doğrudan satış derneği üyesi Herbalife bayiliği için tıkayınız:

www.herbalturkiye.com

herbalife bayiliği

December 19th, 2008

Tüm dünyada yaygınlık kazanan ”network marketing” endüstrisi, kriz ortamında alternatif iş fırsatları yaratıyor.

Son yıllarda Herbalife, Amway, Avon, Oriflame, Tupperware ve Forever Living gibi çok uluslu firmaların Türk pazarına girmesi ve pazarın büyümesiyle iş ya da ek gelir arayanlar, doğrudan satış sistemiyle büyük sermayeler kullanmadan iş sahibi olabiliyor.

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Üyesi Aygün Cevizci, “Kriz ortamlarında çok da fazla ağlamamak gerekiyor. Kendimize alternatifler arıyorsak, gerçek anlamda bunları bulabiliriz. Zaten bu endüstri de kriz ortamlarını çok seven, kriz ortamlarında çok hızlı büyüyen bir endüstri” dedi.

KAPIDAN SATIŞ İLE FARKI

”Network marketing” endüstrisinin doğrudan satışın organize olmuş hali olarak tanımlansa da, aslında bir çeşit franchise sistem olduğunu anlatan Cevizci, ”Ama franchisingde yüklü rakamlar ödersiniz. Sadece isim hakkı için minimum 20 bin dolarlardan kapı açılır, 50 bin, 100 bin, 300-500 bin dolar verilen franchise sistemler var. Ama ‘network marketing’ sistemlerde son derece küçük rakamlarla üye olunuyor. Zaten büyük rakamlar isteniyorsa, orada dikkat edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

AYDA 2-3 BİN YTL KAZANABİLİYORSUNUZ

Cevizci, yaşanan kriz nedeniyle aralarında iş adamlarının bile bulunduğu çok sayıda insanın, ek gelir peşinde koştuğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

”Bu kredi kartı zilleti hayatımıza o kadar kötü girdi ki, insanlar birinci, ikinci kartları ödemek için üçüncü, dördüncü kartları ediniyorlar. Bu borçlardan kurtulabilmek için de mevcut gelirlerinin yanı sıra ek gelir getirecek başka işler arıyorlar. Daha çok böyle arayışlarda olanlar bu sisteme dahil oluyor. Çünkü full-time mesainizi alan bir iş değil. Haftalık belirli bir zamanınızı bu işe ayırdığınızda çok ciddi bir gelire ulaşmak mümkün. İki-üç ay gibi bir sürede, ayda 2-3 bin YTL kazanca rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Tabii işe bakış açınıza göre, bu rakamlarda sınır olmuyor. Çok daha yukarılara çıkılabiliyor.”
Bu sisteme talebin yükselmesinin bir başka nedeninin e-ticaret boyutuna ulaşması olduğunu anlatan Cevizci, sistemin nasıl işlediğine dair şu bilgileri verdi:

ÜÇ GÜNDE ÜRÜN SİPARİŞİ TESLİM

”Internetten siparişinizi veriyorsunuz, Türkiye’nin en uzak köşesine en fazla 3 gün içinde siparişiniz teslim ediliyor. Ne kargo parası ödüyorsunuz, ne de başka bir şey. Her türlü ürünü bulmak mümkün, makarnadan kahveye, sirkeden çelik tencereye, su arıtma cihazından kozmetiğe, besin desteklerinden her türlü temizlik malzemesine kadar. Benim çalıştığım, dünyanın en büyük ‘network marketing’ şirketlerinden biri olan Amway’in mesela, ürün yelpazesi çok geniş. Kimi de belli ürünlerde satış gerçekleştiriyor.

TOPTANCI VE PARAKENDECİ ZİNCİRİ KIRILIYOR

Sistemin güzelliği mal ve hizmetlerin nihai tüketiciye ulaşması için klasik ticarette geçerli olan toptancı ve perakendeci zinciri kırılıyor. Malum, gidip çorap fabrikasından 1 tane çorap alamayız. ‘Desteyi bozamayız’ derler. Onlar toptancıya verir, toptancı da perakendeciye. Ama ‘network marketing’ sistemde üretici firmalar direkt nihai tüketiciyi kendi bünyelerine dahil ederler. Yani, nihai tüketici hem toptancı, hem perakendeci, hem de müşteridir. Burada tavsiyenin ekonomik değeri kullanılır. Reklam için büyük servetler ödenmez.”

KİMLER BU İŞİ YAPABİLİR?

Aygün Cevizci, doğrudan satışın, her kesimden insana gelir olanağı sağladığını, bu sayede Türkiye’deki işsizlik sorununa da bir parça çözüm getirdiğini söyledi.

”Network marketing”i, halen Türkiye’de büyük bir tüketici sorunu hale gelen kapıdan satış ile karıştırmamak gerektiğini vurgulayan Cevizci, burada hem iş yapma sürecinde, hem de alınan-satılan ürünlerde para kaybı olmadan vazgeçme imkanı bulunduğunu, firmaların ürünlerinin satışını yapan kişilerin satış yapacakları kişilerle önceden mutabık kalındığı bir zaman ve yerde, bire bir tanıtarak satış yaptıklarını, tüketici için en korunaklı satın alım yöntemlerinden biri olduğunu anlattı.

SERMAYENİZ RİSKE GİRMİYOR

Cevizci, bu işe başlamanın yollarını şu sözlerle aktardı:

”Bir marketten sürekli alış veriş yapıyorsunuz. Diğer market size ‘ben size yüzde 30 daha ucuza vereceğim. Ürünlerinizi kapınıza kadar teslim edeceğim. Kullandınız, memnun kalmadınız 6 ay sonra bile iade ödemesi yapacağım. Memnun kalırsanız, bunu başkalarıyla paylaşırsanız, size gelir sağlayacağım’ diyor. İnsanların bunu tercih nedenleri, bunlara ilave olarak çok çok küçük bir yatırımla işe başlamaları. 75 YTL ya da birkaç yüz YTL gibi paralarla başlayabiliyorsunuz. Firmaya göre değişiyor.

BELİRLİ BİR İŞE SAHİP OLMANIZ GEREKMEZ

Kendi aramızda ‘elektronik gelir azaltıcı” adını koyduğumuz televizyon karşısında geçirilecek birkaç saat içinde bu iş yapılabilir, bu inaktif zaman aktif olarak geçirilebilir. Kendi işinizin sahibi oluyorsunuz, ama burada risk yok. Sermayenizi riske atmıyorsunuz, belirli bir iş yerine sahip olmanız gerekmez, yani işletme sermayesine gerek yok. Bir üyelik formu dolduruluyor, isim hakkını kullanma bedeli olarak cüzi katılım payı ödeniyor. İlk siparişlerinizi vererek işe başlıyorsunuz.”

Herbalife bayisi olmak için tıklayın

Obezite görülme sıklığı kadınlarda daha fazla

July 9th, 2008

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, obezitenin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin problemi haline geldiğini söyledi.

Buzgan, “Ülkemizde obezite görülme sıklığı yüzde 15-16′lara kadar çıktı. Kadınşarda ise daha fazla olmak üzere yüzde 40′lar, erkeklerde ise yüzde 20′ler civarında görülüyor” dedi. Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, “Türkiye obezite ile mücadele programı ve ulusal eylem planı çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, obezitenin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için bir problem haline gelmeye başladığını savundu. Buzgan, Türkiye’de obezite görülme sıklığının yüzde 15-16′lara kadar çıktığını ifade ederek “ Kadınlarda ise daha fazla olmak üzere yüzde 40′lar, erkeklerde ise yüzde 20′ler civarında görülüyor” dedi. Buzgan, kalp, damar ve akciğer hasatlıkları gibi hastalıkların ön sıralarda yer almaya başladığını belirterek, en büyük risk faktörlerinin ise hareketsiz yaşam, yanlış beslenme ve tütün kullanımı olduğunu söyledi.

-‘ŞİŞMANLIK PİŞMANLIKTIR’ SLOGANI-

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Buzgan, obezitenin toplum yapısından da kaynaklandığını ifade ederek şunları söyledi:

“Şişmanlık pişmanlıktır gibi bazı sloganlar söylenebilir. Toplu, kilolu olmanın sağlıklı olmakla eş değer olduğu bir toplumda büyüdük. Halbuki patolojik olmayan bir zayıflığın daha sağlıklı olduğunu biliyoruz. Gün geçtikçe yaşam şeklinin değişmesiyle kilomuz da artıyor. Asansör, televizyon başında zman geçirme, yanlış beslenme ile kilolarımız fazlalaşıyor. Tabi boyumuz da uzuyor; ancak boyla orantılı olmayan bir şekilde kilolar daha da artıyor.”

Obezitenin ortaya çıkardığı hastalıklar göz önüne alındığında daha fazla yatırım gerekliliğinin ortaya çıktığına işaret eden Müsteşar Yardımcısı Buzgan, obezite ile mücadelede siyasi bir kararlılığın olmasını da vurguladı. Buzgan şunları söyledi:

“Bu program oluşurken birçok Bakanlık, üniveristeler ve sivil toplum kuruluşlarundan katkılar alındı ve bir taslak ortaya çıktı. Son şeklinin ise, bir eylem planı olacak şekilde hazırlanması gerekiyor. İzlenebilir ve denetlenebilir olması lazım. Sağlıklı yaşam herkesin hakkı. Bu ise Sağlık Bakanlığı’nın başta gelen görevlerinden biri. Yani koruyucu sağlık hizmetlerinin ortaya konulması. Artık yetersiz beslenmenin değil, dengesiz beslenmenin sorun olduğunu görüyoruz. Fiziksel aktiviteyi de geliştirmemiz gerekecek. Ülkemiz televizyonun çok izlendiği, okumanın az olduğu bir ülke. Bu nedenle haberlerdle, filmlerle, dizilerin içine indirekt olarak yerleştirmek ile katkı sağlanabilir. Basının da desteğini almamız gerekiyor”

Fazla kilo kanser riskini artırıyor

June 13th, 2008

Fazla kilonun birçok kanser türüne yakalanma riskini artırdığı, yeni bir araştırmayla bir kez daha kanıtlandı. Normal ağırlığının 13 kilo üzerine çıkan kişilerde kanser riskinin yüzde 59”a kadar arttığı görüldü.

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, 282 binden fazla normal ve fazla kilolu üzerinde yapılan 141 araştırma incelendi. Araştırmacılar, yaklaşık 15 kilo alan erkeklerde yemek borusu kanseri riskinin yüzde 52, tiroid kanseri riskinin yüzde 33, kolon ve böbrek kanseri riskinin yüzde 24 arttığını belirledi. Kadınlarda ise 13 fazla kilo, rahim ve safra kesesi kanseri riskini yüzde 59, yemek borusu kanseri riskini yüzde 51 ve böbrek kanseri riskini yüzde 34 artırıyor. Araştırma sonuçlarına göre vücut kitle endeksi artışı ile erkekte rektum ve cilt kanseri, kadında göğüs, pankreas, tiroid ve kolon kanseri, kadında ve erkekte kan kanseri ve kemik iliği kanseri arasında bağlantı var. Araştırmacılar, gelişmiş ülkelerde kanserden ölümlerin başlıca sebebi olarak kabul edilen sigaranın yerini aşırı kilonun alabileceği sonucuna vardı.

kabızlık nedir nasıl geçer

June 12th, 2008

Daha iyi hissetmek ister misiniz ? Yediklerinizi daha rahat sindirebilmeniz için vücudunuzun her gün life ve suya ihtiyacı vardır.Eğer ihtiyacınız olan lifi ve suyu karşılamazsanız vücudunuz verimli çalışmayabilir.
Lif,vücudunuzun tamamına etki edebilen büyük öneme sahiptir:

- Çözünebilir lif (yulaf,çavdar,meyve,sebze,kepek ve baklagillerden elde edilenler) glikozun vücud tarafından emilme sürecini yavaşlatır,insülin seviyelerini düzenler ve kan şekerinin dalgalanmasını engeller.
- Bağırsaklarda bulunan “iyi huylu bakterilerin” gıdasını sağlar ve bu bakteriler de vücud için gerekli vitaminleri üretir.
- Lif bakımından zengin bir öğün tokluk hissini artırır ve böylece açlığın kontrol edilmesine yardımcı olur.
- Lif,atık maddelerin vücuddan geçişini hızlandırır.
- Yeterli lif tüketiminin kalp ve damar sağlığını desteklediği,kandaki kolesterol miktarını azalttığı görülmüştür ve ayrıca dışkı hastalıklarının önlenmesi ile de bağlantılıdır.
- Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olunmasını sağlar ve böylece cilt dokusu ve renginin iyileşmesini,saçların parlamasına,tırnakların güçlenmesine ve formda kalmaya yardımcı olur.

Peki,yeterince tüketiyor musunuz ?
Ortalama günlük lif tüketimi günde 17 gr’dır,ancak bu miktar ihtiyaçları yeterince karşılamaz ! Beslenme uzmanları,günlük 18-30 gr kadar lif tüketimini önermektedirler.Aslında bu miktara ulaşmak çok da zor değil;yapmanız gereken su,meyve,sebze,salata,tahıl ürünleri,fıstık ve baklagiller ile kahverengi pirinç tüketiminizi artırmak ve işlenmiş gıda tüketiminizi azaltmak.Lif,doğal bir tokluk hissi verdiğinden çok lif yerseniz kendinizi aç hissetmezsiniz,kilosunu kontrol etmek isteyenler için güzel bir haber,değil mi?

Gıda takviyeleri:
Lifin sağlık açısından neden bu kadar önemli olduğu ve faydalarının ne kadar çok olduğu uzmanlarca da dile getiriliyor.Bir lif takviyesi,günlük lif ihtiyacınızı karşılamada size yardımcı olabilir.Bitkisel lif tabletinin içeriğindeki özel bileşenler ile sindiriminizi destekleyebilirsiniz.

Lif dengeli beslenme açısından çok önemlidir.Ancak batı dünyasındaki ortalama beslenme düzeninde genelde yeterli miktarda lif olmadığından vücudunuzu bitkisel lif tableti veya toz formundaki aktif lif ile destekleyebilirsiniz.Toz yada tablet halinde satışa sunduğumuz bitkisel ek gıda takviyesi olan lifimizden satın almak ve bilgi için tıklayın.

selenyum hakkında

June 12th, 2008

Selenyum eksikliği olan çocuklarda, selenyumca zengin beslenen çocuklara göre büyüme ve gelişme geriliği olduğu görülmüştür. Yetişkinlerde ise, kalp-damar hastalıkları ile kanser türlerinin oluşmasının selenyum eksikliğinden kaynaklandığı, doku esnekliği

Selenyum’un yararları
Yapılan araştırmalar selenyum’un kanser türlerinde % 37 oranında bir azalma etkisi sağladığını göstermiştir. Prostat kanserinde ise bu oran % 60’a kadar çıkmaktadır.
Hipertansiyonu engeller.
Keshan hastalığının (kalbin büyümesi ve fonksiyonunda aksaklıklar oluşması) meydana gelmesini engellediği kanıtlanmıştır.
Üreme gücünü artırır.
Hücrelerin, dolayısıyla dokuların yaşlanma olarak adlandırılan süreci yavaşlatıcı etkisi vardır. Bu nedenle selenyum, Alzheimer ve Parkinson gibi yaşlanmaya bağlı hastalıklarla mücadelede etkin rol oynar.
Deriyi güneşten gelen zararlı ışınlara karşı korur.
Troid hormonunun oluşumunun hızlanmasında temel rol oynayarak, metabolizmanın düzenlenmesini sağlar.
Pankreas’ın çalışması ve doku elastikiyeti için gerekli korumayı sağlar.
Doğal bağışıklığın artmasını sağlayarak vücut direncini artırır.
Ağır metaller ve diğer zararlı maddelerden vücudu korur. Sigara, alkol, okside yağlar, civa, kadmiyum gibi insanlara zararlı maddelerin etkilerini azaltır.
Selenyum ve E vitamini antioksidan etkileri yönünden birbirlerini destekler tarzda davranırlar. Bu yolla, oral yolla alınan selenyum ve E vitamini ile birlikte kullanılan aşılarla, oluşturulması istenen antikor yapımının 20-30 kat artırmaktadır.

Selenyum eksikliği
Selenyum gıda zincirine bitkiler aracılığı ile girer. Bitkiler inorganik selenyum tuzlarını absorbe ederler ve daha sonra onları aminoasitlerle birleştirirler. Bununla birlikte bitkilerde bulunan selenyum oranı, yetiştiği toprağın selenyum oranına bağlıdır.

Ancak modern tarım yöntemleri, kimyasal maddelerle ilaçlamalar, erozyon gibi nedenlere bağlı olarak topraktaki mineral seviyeleri giderek azalmaktadır.

Bu durum, son 20 yılda yapılan araştırmalarla insan vücudu için önemi ortaya konan selenyumun, dışarıdan alınmasını gereğini ortaya çıkarmıştır. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda da, gıda maddelerinin içeriği selenyumca zenginleştirilerek, selenyum eksikliğinin giderilmesi sağlanabilmektedir.

Selenyum eksikliği, vücudun genel savunma mekanizmasının zayıflamasında önemli faktörlerden birisidir. Selenyum eksikliği olan çocuklarda, selenyumca zengin beslenen çocuklara göre büyüme ve gelişme geriliği olduğu görülmüştür. Yetişkinlerde ise, kalp-damar hastalıkları ile kanser türlerinin oluşmasının selenyum eksikliğinden kaynaklandığı, doku esnekliği ve yaşlanma belirtilerinin selenyum eksikliğinde daha da hızlandığı yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Selenyum eksikliği riski daha yüksek kişiler ise:

Az ya da düzensiz beslenen gençler
Sigara içenler (Sigara vücuttaki selenyum miktarını azaltır)
olarak ifade edilmiştir.

Babalar günü ve hediye seçenekleri

June 4th, 2008

Doksan bir yıllık bir geçmişe sahip olan Babalar Günü, tüm dünyada Haziran ayının 3. Pazar günü kutlanıyor. Babalar Gününün tarihçesine baktığımızda 2 farklı kaynaktan bilgiler karşımıza çıkıyor. Birincisinden bahsedersek eğer; Katoliklere göre babalar günü Peygamberleri Hz. İsa’nın babasının anısına, 19 Mart’ı Joseph Günü adı altında babalarına armağan ediyorlar.

İkincisi ise; bazı araştırmacılar ise Babalar Günü; 1910 yılında Washington’da yaşayan John Bruce Dodd’un 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından, hayatını çocuklarına adayan babası William Smart için özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikrin ortaya atıldığını belirtiyor.

Babalar Günü ilk kez, 19 Haziran 1910′da Washington’ın Spokane şehrinde kutlanmıştır. Daha sonra yavaş yavaş ABD’nin diğer eyaletlerine yayılmaya başlamıştır. Resmi olarak ise Babalar Günü; Başkan Calyin Coolidge’nin desteğiyle 1924 yılında ABD’de kutlandı. 1966 yılına gelindiğinde o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl Haziran ayının üçüncü Pazar gününün Babalar Günü olarak kutlanacağını belirten bir bildiri yayınladı. O günden bu güne kadar tüm dünyada yaygınlaşan Babalar Günü, Haziran ayının üçüncü Pazar günü kutlanmaya başlandı. Çeşitli hediyelerle, eğlencelerle kutlanan Babalar Günü, çocukların babalarına sevgilerini göstermeleri için özel bir gün. Birçok duyguyu tek bir başlık altında toplayan Babalar Günü tüm dünya çocukları tarafından her yıl kutlanmaktadır.

Babalar günü için iki orijinal parfüm seçeneği mevcut :
1- Soul Eau De Toilette : Soul modern erkeklerin tercih edeceği hafif bir kokudur.
Narenciye, maydanoz ve sedir ağacının benzersiz
birleşiminden oluşur. Detaylı bilgi için tıklayın.

2- Man Parfum De Toilette : Nane ve fesleğen içeren tazeleyici formülü ile modern erkeklerin seçimidir. Detaylı bilgi için tıklayın

Türk halkı, dört yılda 3 kilo aldı

May 31st, 2008

ANTALYA - Antalya Belek’te düzenlenen 10. Ulusal Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi’nde açıklanan Türk Hipertansiyon İnsidans Çalışması, Türk halkının şişmanladığını ortaya koydu.
Antalya Belek’te düzenlenen 10. Ulusal Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi’nde açıklanan Türk Hipertansiyon İnsidans Çalışması, Türk halkının şişmanladığını ortaya koydu.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türkiye’de yüksek tansiyon artış hızını saptamak için 2003 yılında yapılan Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması’na katılan 26 ildeki yaklaşık 5 bin kişiyle yeniden görüştü ve dört yıl önceki çalışmaya katılanlarından 22 yaş ve üzeri 4008 kişiye ulaşarak, Türkiye’de hipertansiyondaki dört yıllık artış hızını yüzde 21.3 olarak belirledi. Yapılan çalışmada, Türk halkının beden kitle indeksinin dört yıl öncesine göre ortalama 1 birim arttığı saptandı.

“TÜRKİYE’DE ŞİŞMANLIK ORANI YÜZDE 50”
Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Arıcı, bu artışın önemine dikkati çekerek, “Toplum ortalamasının bir birim kayması, milyonlarca insandan normal kilolu önemli bir nüfusun hafif kilolu, hafif kiloluların aşırı kilolu, aşırı kiloluların şişman, şişmanların da aşırı şişmana dönüşmesi anlamına gelir” dedi.

Her yaş grubunda kadınların erkeklerden daha çok kilolu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arıcı, buna karşın erkeklerde dört yıldaki kilo artış hızının daha fazla olduğunu kaydetti.

Türkiye’de şişmanlık oranının yüzde 50 olduğunu belirten Prof. Dr. Arıcı, bunun en önemli nedeninin yanlış beslenme ve hareketsizlik olduğunu kaydetti. Hareketsizliğin, araştırmada ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arıcı, araştırmada, “hiç egzersiz yapmıyorum” diyen birey oranının yüzde 85 olduğuna dikkati çekti. Prof. Dr. Arıcı, “Ara sıra yapıyorum” diyenlerin oranının yüzde 10, düzenli yapanların oranının ise yüzde 5 olduğunu, düzenli egzersiz yapanların yarısının haftada 3 saatten az, yarısının ise 3 saatten fazla spor yaptıklarını söyledi.

Prof. Dr. Arıcı, vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanlara ‘şişman’ dendiğini belirterek, hipertansiyonu olanların yarısının şişman, yüzde 29’unun da aşırı kilolu olduğunu söyledi. “Her 4 tansiyon hastasından 3’ü ya aşırı kilolu ya da şişman” diyen Prof. Dr. Arıcı, hipertansiyonu olmayanlarda şişmanlık oranının yüzde 20 olduğunu bildirdi.

EGZERSİZ YAPIN ÖNERİSİ
Türk toplumunda şişmanlık ortalamasını 25-30 yıl içinde geri döndürmenin yönteminin dengeli beslenme ve egzersiz olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mustafa Arıcı, insanların harcamadıkları kaloriyi almamaları gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Arıcı, “Yani üzerinize yük almayacaksınız. Yaşamanız için yeterli kaloriyi alacaksınız” diye konuştu.

Kalori yakmanın en önemli yolunun egzersiz yapmak olduğunu bildiren Prof. Dr. Arıcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her tür gıdadan ölçülü tüketilecek. İnsanlar yakamadıkları kaloriyi almayacaklar. Herkes spor yapacak, herkes yürüyecek. Bu da sosyal koşulların düzeltilmesiyle ilgili. Belediyeler, daha çok yürüyüş yolları yapacaklar. Halkın bu durumun önemini kavraması için eğitim verilecek. Ana okullarında aşırı beslenmenin zararları anlatılacak. Okullardaki beden eğitimi dersleri arttırılacak. Arabaya daha az binecek ve daha az bilgisayar karşısında zaman geçireceğiz.”

Sağlıklı beslenme hakkında bilgiler

May 4th, 2008

Aç karnına alışverişe çıkmayın,yemeğin tadına bakmayın ve asla atıştırmayın.Sağlıklı beslenme nedir,hangi yağlar kullanılmalı,sebze yemekleri nasıl pişirilmeli,yumurta nasıl kullanılmalı,yemekler nasıl lezzetlendirilir,besin grupları nelerdir.

Sağlıklı yaşam için ”diyet” yapmak zorunda değilsiniz

May 4th, 2008

Meyve ve sebze yiyin
Özellikle bol bol turunçgil yiyin.. İnce bir bele sahip olmak için ekmek yerine şeker içeren sebze ve meyvelerden tüketin.. Zengin C vitamini, beta-karoten, antioksidan içeren lifli yiyecekler uzun süre tokluk hissetmenizi sağlar ve bel çevresinde yağ depolanmasını azaltır. Havuç, taze meyve suyu ve şeftali beta-karoten bakımından, portakal, çilek,
ahududu, böğürtlen, kivi C vitamini bakımından zengindir. Beslenmenizde meyve suları veya meyve yemeden önce, yeşil biber gibi kaloriyi düşüren sebzeleri tercih edin.

Bol miktarda selenyum alın
Kandaki selenyum oranı ile diğer antioksidanların yetersiz olması belin daha kalın olmasının nedenlerindendir. Selenyum bir çok yiyecekte bulunuyor. Eğer günde 55 mcg alınması önerilmişse, yiyeceklerden ne kadar alındığını tahmin etmek zor olabilir. Bu nedenle selenyum içeren vitaminlerden alabilir veya seleyum içerikli bir beslenme programı uygulayabilirsiniz.

Protein alın..
Protein içeren yiyecekler enerji verir ve zayıflamanıza yardımcı olur. Aşırı protein tüketilmesi ise, fazla kalsiyum kaybına sebep olarak, böbrekleriniz açısından sakıncalı olabilir. Bu nedenle eğer günde 2000 kalori ile besleniyorsanız bunun 500 kalorisi proteinden olabilir. Yağsız yoğurt, süt, balık gibi gıdaları beslenmenize gereken miktarda ekleyebilirsiniz. Fındık, ceviz gibi çerezler de zengin birer protein kaynağıdır ancak hafta bir kez 24 badem, 35 fındık yiyebilirsiniz.

Doğru yağlarla beslenin
Zeytinyağı gibi doymamış yağlarla beslendiğinizde daha kolay zayıf kalırsınız. Omega 3 içeren balık veya ceviz yiyebilirsiniz. Omega 6 içeren mısır yağı, tahıllar, fırında pişen yiyecekler ve yumurtalar karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir.

Kesinlikle yenilmemesi gerekenler!
İşlenmiş yağlar, besleyici özelliği olmayan kurabiye, pasta vs., cipsler kesinlikle yenilmemeli..