Obezite görülme sıklığı kadınlarda daha fazla

July 9th, 2008

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, obezitenin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin problemi haline geldiğini söyledi.

Buzgan, “Ülkemizde obezite görülme sıklığı yüzde 15-16′lara kadar çıktı. Kadınşarda ise daha fazla olmak üzere yüzde 40′lar, erkeklerde ise yüzde 20′ler civarında görülüyor” dedi. Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, “Türkiye obezite ile mücadele programı ve ulusal eylem planı çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, obezitenin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için bir problem haline gelmeye başladığını savundu. Buzgan, Türkiye’de obezite görülme sıklığının yüzde 15-16′lara kadar çıktığını ifade ederek “ Kadınlarda ise daha fazla olmak üzere yüzde 40′lar, erkeklerde ise yüzde 20′ler civarında görülüyor” dedi. Buzgan, kalp, damar ve akciğer hasatlıkları gibi hastalıkların ön sıralarda yer almaya başladığını belirterek, en büyük risk faktörlerinin ise hareketsiz yaşam, yanlış beslenme ve tütün kullanımı olduğunu söyledi.

-‘ŞİŞMANLIK PİŞMANLIKTIR’ SLOGANI-

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Buzgan, obezitenin toplum yapısından da kaynaklandığını ifade ederek şunları söyledi:

“Şişmanlık pişmanlıktır gibi bazı sloganlar söylenebilir. Toplu, kilolu olmanın sağlıklı olmakla eş değer olduğu bir toplumda büyüdük. Halbuki patolojik olmayan bir zayıflığın daha sağlıklı olduğunu biliyoruz. Gün geçtikçe yaşam şeklinin değişmesiyle kilomuz da artıyor. Asansör, televizyon başında zman geçirme, yanlış beslenme ile kilolarımız fazlalaşıyor. Tabi boyumuz da uzuyor; ancak boyla orantılı olmayan bir şekilde kilolar daha da artıyor.”

Obezitenin ortaya çıkardığı hastalıklar göz önüne alındığında daha fazla yatırım gerekliliğinin ortaya çıktığına işaret eden Müsteşar Yardımcısı Buzgan, obezite ile mücadelede siyasi bir kararlılığın olmasını da vurguladı. Buzgan şunları söyledi:

“Bu program oluşurken birçok Bakanlık, üniveristeler ve sivil toplum kuruluşlarundan katkılar alındı ve bir taslak ortaya çıktı. Son şeklinin ise, bir eylem planı olacak şekilde hazırlanması gerekiyor. İzlenebilir ve denetlenebilir olması lazım. Sağlıklı yaşam herkesin hakkı. Bu ise Sağlık Bakanlığı’nın başta gelen görevlerinden biri. Yani koruyucu sağlık hizmetlerinin ortaya konulması. Artık yetersiz beslenmenin değil, dengesiz beslenmenin sorun olduğunu görüyoruz. Fiziksel aktiviteyi de geliştirmemiz gerekecek. Ülkemiz televizyonun çok izlendiği, okumanın az olduğu bir ülke. Bu nedenle haberlerdle, filmlerle, dizilerin içine indirekt olarak yerleştirmek ile katkı sağlanabilir. Basının da desteğini almamız gerekiyor”

Fazla kilo kanser riskini artırıyor

June 13th, 2008

Fazla kilonun birçok kanser türüne yakalanma riskini artırdığı, yeni bir araştırmayla bir kez daha kanıtlandı. Normal ağırlığının 13 kilo üzerine çıkan kişilerde kanser riskinin yüzde 59”a kadar arttığı görüldü.

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, 282 binden fazla normal ve fazla kilolu üzerinde yapılan 141 araştırma incelendi. Araştırmacılar, yaklaşık 15 kilo alan erkeklerde yemek borusu kanseri riskinin yüzde 52, tiroid kanseri riskinin yüzde 33, kolon ve böbrek kanseri riskinin yüzde 24 arttığını belirledi. Kadınlarda ise 13 fazla kilo, rahim ve safra kesesi kanseri riskini yüzde 59, yemek borusu kanseri riskini yüzde 51 ve böbrek kanseri riskini yüzde 34 artırıyor. Araştırma sonuçlarına göre vücut kitle endeksi artışı ile erkekte rektum ve cilt kanseri, kadında göğüs, pankreas, tiroid ve kolon kanseri, kadında ve erkekte kan kanseri ve kemik iliği kanseri arasında bağlantı var. Araştırmacılar, gelişmiş ülkelerde kanserden ölümlerin başlıca sebebi olarak kabul edilen sigaranın yerini aşırı kilonun alabileceği sonucuna vardı.

kabızlık nedir nasıl geçer

June 12th, 2008

Daha iyi hissetmek ister misiniz ? Yediklerinizi daha rahat sindirebilmeniz için vücudunuzun her gün life ve suya ihtiyacı vardır.Eğer ihtiyacınız olan lifi ve suyu karşılamazsanız vücudunuz verimli çalışmayabilir.
Lif,vücudunuzun tamamına etki edebilen büyük öneme sahiptir:

- Çözünebilir lif (yulaf,çavdar,meyve,sebze,kepek ve baklagillerden elde edilenler) glikozun vücud tarafından emilme sürecini yavaşlatır,insülin seviyelerini düzenler ve kan şekerinin dalgalanmasını engeller.
- Bağırsaklarda bulunan “iyi huylu bakterilerin” gıdasını sağlar ve bu bakteriler de vücud için gerekli vitaminleri üretir.
- Lif bakımından zengin bir öğün tokluk hissini artırır ve böylece açlığın kontrol edilmesine yardımcı olur.
- Lif,atık maddelerin vücuddan geçişini hızlandırır.
- Yeterli lif tüketiminin kalp ve damar sağlığını desteklediği,kandaki kolesterol miktarını azalttığı görülmüştür ve ayrıca dışkı hastalıklarının önlenmesi ile de bağlantılıdır.
- Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olunmasını sağlar ve böylece cilt dokusu ve renginin iyileşmesini,saçların parlamasına,tırnakların güçlenmesine ve formda kalmaya yardımcı olur.

Peki,yeterince tüketiyor musunuz ?
Ortalama günlük lif tüketimi günde 17 gr’dır,ancak bu miktar ihtiyaçları yeterince karşılamaz ! Beslenme uzmanları,günlük 18-30 gr kadar lif tüketimini önermektedirler.Aslında bu miktara ulaşmak çok da zor değil;yapmanız gereken su,meyve,sebze,salata,tahıl ürünleri,fıstık ve baklagiller ile kahverengi pirinç tüketiminizi artırmak ve işlenmiş gıda tüketiminizi azaltmak.Lif,doğal bir tokluk hissi verdiğinden çok lif yerseniz kendinizi aç hissetmezsiniz,kilosunu kontrol etmek isteyenler için güzel bir haber,değil mi?

Gıda takviyeleri:
Lifin sağlık açısından neden bu kadar önemli olduğu ve faydalarının ne kadar çok olduğu uzmanlarca da dile getiriliyor.Bir lif takviyesi,günlük lif ihtiyacınızı karşılamada size yardımcı olabilir.Bitkisel lif tabletinin içeriğindeki özel bileşenler ile sindiriminizi destekleyebilirsiniz.

Lif dengeli beslenme açısından çok önemlidir.Ancak batı dünyasındaki ortalama beslenme düzeninde genelde yeterli miktarda lif olmadığından vücudunuzu bitkisel lif tableti veya toz formundaki aktif lif ile destekleyebilirsiniz.Toz yada tablet halinde satışa sunduğumuz bitkisel ek gıda takviyesi olan lifimizden satın almak ve bilgi için tıklayın.

selenyum hakkında

June 12th, 2008

Selenyum eksikliği olan çocuklarda, selenyumca zengin beslenen çocuklara göre büyüme ve gelişme geriliği olduğu görülmüştür. Yetişkinlerde ise, kalp-damar hastalıkları ile kanser türlerinin oluşmasının selenyum eksikliğinden kaynaklandığı, doku esnekliği

Selenyum’un yararları
Yapılan araştırmalar selenyum’un kanser türlerinde % 37 oranında bir azalma etkisi sağladığını göstermiştir. Prostat kanserinde ise bu oran % 60’a kadar çıkmaktadır.
Hipertansiyonu engeller.
Keshan hastalığının (kalbin büyümesi ve fonksiyonunda aksaklıklar oluşması) meydana gelmesini engellediği kanıtlanmıştır.
Üreme gücünü artırır.
Hücrelerin, dolayısıyla dokuların yaşlanma olarak adlandırılan süreci yavaşlatıcı etkisi vardır. Bu nedenle selenyum, Alzheimer ve Parkinson gibi yaşlanmaya bağlı hastalıklarla mücadelede etkin rol oynar.
Deriyi güneşten gelen zararlı ışınlara karşı korur.
Troid hormonunun oluşumunun hızlanmasında temel rol oynayarak, metabolizmanın düzenlenmesini sağlar.
Pankreas’ın çalışması ve doku elastikiyeti için gerekli korumayı sağlar.
Doğal bağışıklığın artmasını sağlayarak vücut direncini artırır.
Ağır metaller ve diğer zararlı maddelerden vücudu korur. Sigara, alkol, okside yağlar, civa, kadmiyum gibi insanlara zararlı maddelerin etkilerini azaltır.
Selenyum ve E vitamini antioksidan etkileri yönünden birbirlerini destekler tarzda davranırlar. Bu yolla, oral yolla alınan selenyum ve E vitamini ile birlikte kullanılan aşılarla, oluşturulması istenen antikor yapımının 20-30 kat artırmaktadır.

Selenyum eksikliği
Selenyum gıda zincirine bitkiler aracılığı ile girer. Bitkiler inorganik selenyum tuzlarını absorbe ederler ve daha sonra onları aminoasitlerle birleştirirler. Bununla birlikte bitkilerde bulunan selenyum oranı, yetiştiği toprağın selenyum oranına bağlıdır.

Ancak modern tarım yöntemleri, kimyasal maddelerle ilaçlamalar, erozyon gibi nedenlere bağlı olarak topraktaki mineral seviyeleri giderek azalmaktadır.

Bu durum, son 20 yılda yapılan araştırmalarla insan vücudu için önemi ortaya konan selenyumun, dışarıdan alınmasını gereğini ortaya çıkarmıştır. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda da, gıda maddelerinin içeriği selenyumca zenginleştirilerek, selenyum eksikliğinin giderilmesi sağlanabilmektedir.

Selenyum eksikliği, vücudun genel savunma mekanizmasının zayıflamasında önemli faktörlerden birisidir. Selenyum eksikliği olan çocuklarda, selenyumca zengin beslenen çocuklara göre büyüme ve gelişme geriliği olduğu görülmüştür. Yetişkinlerde ise, kalp-damar hastalıkları ile kanser türlerinin oluşmasının selenyum eksikliğinden kaynaklandığı, doku esnekliği ve yaşlanma belirtilerinin selenyum eksikliğinde daha da hızlandığı yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Selenyum eksikliği riski daha yüksek kişiler ise:

Az ya da düzensiz beslenen gençler
Sigara içenler (Sigara vücuttaki selenyum miktarını azaltır)
olarak ifade edilmiştir.

Babalar günü ve hediye seçenekleri

June 4th, 2008

Doksan bir yıllık bir geçmişe sahip olan Babalar Günü, tüm dünyada Haziran ayının 3. Pazar günü kutlanıyor. Babalar Gününün tarihçesine baktığımızda 2 farklı kaynaktan bilgiler karşımıza çıkıyor. Birincisinden bahsedersek eğer; Katoliklere göre babalar günü Peygamberleri Hz. İsa’nın babasının anısına, 19 Mart’ı Joseph Günü adı altında babalarına armağan ediyorlar.

İkincisi ise; bazı araştırmacılar ise Babalar Günü; 1910 yılında Washington’da yaşayan John Bruce Dodd’un 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından, hayatını çocuklarına adayan babası William Smart için özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikrin ortaya atıldığını belirtiyor.

Babalar Günü ilk kez, 19 Haziran 1910′da Washington’ın Spokane şehrinde kutlanmıştır. Daha sonra yavaş yavaş ABD’nin diğer eyaletlerine yayılmaya başlamıştır. Resmi olarak ise Babalar Günü; Başkan Calyin Coolidge’nin desteğiyle 1924 yılında ABD’de kutlandı. 1966 yılına gelindiğinde o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl Haziran ayının üçüncü Pazar gününün Babalar Günü olarak kutlanacağını belirten bir bildiri yayınladı. O günden bu güne kadar tüm dünyada yaygınlaşan Babalar Günü, Haziran ayının üçüncü Pazar günü kutlanmaya başlandı. Çeşitli hediyelerle, eğlencelerle kutlanan Babalar Günü, çocukların babalarına sevgilerini göstermeleri için özel bir gün. Birçok duyguyu tek bir başlık altında toplayan Babalar Günü tüm dünya çocukları tarafından her yıl kutlanmaktadır.

Babalar günü için iki orijinal parfüm seçeneği mevcut :
1- Soul Eau De Toilette : Soul modern erkeklerin tercih edeceği hafif bir kokudur.
Narenciye, maydanoz ve sedir ağacının benzersiz
birleşiminden oluşur. Detaylı bilgi için tıklayın.

2- Man Parfum De Toilette : Nane ve fesleğen içeren tazeleyici formülü ile modern erkeklerin seçimidir. Detaylı bilgi için tıklayın

Türk halkı, dört yılda 3 kilo aldı

May 31st, 2008

ANTALYA - Antalya Belek’te düzenlenen 10. Ulusal Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi’nde açıklanan Türk Hipertansiyon İnsidans Çalışması, Türk halkının şişmanladığını ortaya koydu.
Antalya Belek’te düzenlenen 10. Ulusal Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi’nde açıklanan Türk Hipertansiyon İnsidans Çalışması, Türk halkının şişmanladığını ortaya koydu.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türkiye’de yüksek tansiyon artış hızını saptamak için 2003 yılında yapılan Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması’na katılan 26 ildeki yaklaşık 5 bin kişiyle yeniden görüştü ve dört yıl önceki çalışmaya katılanlarından 22 yaş ve üzeri 4008 kişiye ulaşarak, Türkiye’de hipertansiyondaki dört yıllık artış hızını yüzde 21.3 olarak belirledi. Yapılan çalışmada, Türk halkının beden kitle indeksinin dört yıl öncesine göre ortalama 1 birim arttığı saptandı.

“TÜRKİYE’DE ŞİŞMANLIK ORANI YÜZDE 50”
Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Arıcı, bu artışın önemine dikkati çekerek, “Toplum ortalamasının bir birim kayması, milyonlarca insandan normal kilolu önemli bir nüfusun hafif kilolu, hafif kiloluların aşırı kilolu, aşırı kiloluların şişman, şişmanların da aşırı şişmana dönüşmesi anlamına gelir” dedi.

Her yaş grubunda kadınların erkeklerden daha çok kilolu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arıcı, buna karşın erkeklerde dört yıldaki kilo artış hızının daha fazla olduğunu kaydetti.

Türkiye’de şişmanlık oranının yüzde 50 olduğunu belirten Prof. Dr. Arıcı, bunun en önemli nedeninin yanlış beslenme ve hareketsizlik olduğunu kaydetti. Hareketsizliğin, araştırmada ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arıcı, araştırmada, “hiç egzersiz yapmıyorum” diyen birey oranının yüzde 85 olduğuna dikkati çekti. Prof. Dr. Arıcı, “Ara sıra yapıyorum” diyenlerin oranının yüzde 10, düzenli yapanların oranının ise yüzde 5 olduğunu, düzenli egzersiz yapanların yarısının haftada 3 saatten az, yarısının ise 3 saatten fazla spor yaptıklarını söyledi.

Prof. Dr. Arıcı, vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanlara ‘şişman’ dendiğini belirterek, hipertansiyonu olanların yarısının şişman, yüzde 29’unun da aşırı kilolu olduğunu söyledi. “Her 4 tansiyon hastasından 3’ü ya aşırı kilolu ya da şişman” diyen Prof. Dr. Arıcı, hipertansiyonu olmayanlarda şişmanlık oranının yüzde 20 olduğunu bildirdi.

EGZERSİZ YAPIN ÖNERİSİ
Türk toplumunda şişmanlık ortalamasını 25-30 yıl içinde geri döndürmenin yönteminin dengeli beslenme ve egzersiz olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mustafa Arıcı, insanların harcamadıkları kaloriyi almamaları gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Arıcı, “Yani üzerinize yük almayacaksınız. Yaşamanız için yeterli kaloriyi alacaksınız” diye konuştu.

Kalori yakmanın en önemli yolunun egzersiz yapmak olduğunu bildiren Prof. Dr. Arıcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her tür gıdadan ölçülü tüketilecek. İnsanlar yakamadıkları kaloriyi almayacaklar. Herkes spor yapacak, herkes yürüyecek. Bu da sosyal koşulların düzeltilmesiyle ilgili. Belediyeler, daha çok yürüyüş yolları yapacaklar. Halkın bu durumun önemini kavraması için eğitim verilecek. Ana okullarında aşırı beslenmenin zararları anlatılacak. Okullardaki beden eğitimi dersleri arttırılacak. Arabaya daha az binecek ve daha az bilgisayar karşısında zaman geçireceğiz.”

Sağlıklı beslenme hakkında bilgiler

May 4th, 2008

Aç karnına alışverişe çıkmayın,yemeğin tadına bakmayın ve asla atıştırmayın.Sağlıklı beslenme nedir,hangi yağlar kullanılmalı,sebze yemekleri nasıl pişirilmeli,yumurta nasıl kullanılmalı,yemekler nasıl lezzetlendirilir,besin grupları nelerdir.

Sağlıklı yaşam için ”diyet” yapmak zorunda değilsiniz

May 4th, 2008

Meyve ve sebze yiyin
Özellikle bol bol turunçgil yiyin.. İnce bir bele sahip olmak için ekmek yerine şeker içeren sebze ve meyvelerden tüketin.. Zengin C vitamini, beta-karoten, antioksidan içeren lifli yiyecekler uzun süre tokluk hissetmenizi sağlar ve bel çevresinde yağ depolanmasını azaltır. Havuç, taze meyve suyu ve şeftali beta-karoten bakımından, portakal, çilek,
ahududu, böğürtlen, kivi C vitamini bakımından zengindir. Beslenmenizde meyve suları veya meyve yemeden önce, yeşil biber gibi kaloriyi düşüren sebzeleri tercih edin.

Bol miktarda selenyum alın
Kandaki selenyum oranı ile diğer antioksidanların yetersiz olması belin daha kalın olmasının nedenlerindendir. Selenyum bir çok yiyecekte bulunuyor. Eğer günde 55 mcg alınması önerilmişse, yiyeceklerden ne kadar alındığını tahmin etmek zor olabilir. Bu nedenle selenyum içeren vitaminlerden alabilir veya seleyum içerikli bir beslenme programı uygulayabilirsiniz.

Protein alın..
Protein içeren yiyecekler enerji verir ve zayıflamanıza yardımcı olur. Aşırı protein tüketilmesi ise, fazla kalsiyum kaybına sebep olarak, böbrekleriniz açısından sakıncalı olabilir. Bu nedenle eğer günde 2000 kalori ile besleniyorsanız bunun 500 kalorisi proteinden olabilir. Yağsız yoğurt, süt, balık gibi gıdaları beslenmenize gereken miktarda ekleyebilirsiniz. Fındık, ceviz gibi çerezler de zengin birer protein kaynağıdır ancak hafta bir kez 24 badem, 35 fındık yiyebilirsiniz.

Doğru yağlarla beslenin
Zeytinyağı gibi doymamış yağlarla beslendiğinizde daha kolay zayıf kalırsınız. Omega 3 içeren balık veya ceviz yiyebilirsiniz. Omega 6 içeren mısır yağı, tahıllar, fırında pişen yiyecekler ve yumurtalar karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir.

Kesinlikle yenilmemesi gerekenler!
İşlenmiş yağlar, besleyici özelliği olmayan kurabiye, pasta vs., cipsler kesinlikle yenilmemeli..

Çabuk kilo verme, hemen alırsın!

May 4th, 2008

Çabuk verilen kilo çabuk alınıyor, önemli olan kiloyu sabitleyebilmek.

Türkiye’nin hızla obez toplum olma yolunda ilerlediğini, insanların fazla kilolarından kurtulmak için mücadele etmesini isteyen diyetisyen Hatice Mıhoğlu, “Sağlıklı beslenme ve formda kalmak için günü birlik rejimler yerine, diyetisyen tarafından belirlenecek diyet programı uygulanmalı. Çabuk verilen kilo çabuk alınır, kilo vermek kadar kiloyu sabitlemek de önemli” dedi.

Diyetisyen Hatice Mıhoğlu, kilo ve obezitenin sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın sorunu olduğunu söyledi. Beslenme alışkanlıkları nedeniyle obezitenin Anadolu’da daha yaygın olduğunu anlatan Mıhoğlu, “Obezite, genellikle hatalı beslenme sonucu vücutta yağ birikmesidir. Obezite, aynı zamanda diyabet, tansiyon, eklem ağrıları, menopoz öncesi rahatsızlıkların kaynağıdır” dedi.

İnsanların çok az hareket etmeye başladığını, fast foodun yaygınlaştığını ve mutfağa yağlı besinlerin daha fazla girmeye başladığını söyleyen Hatice Mıhoğlu, “Anadoluda eskiden şişmanlık bir sağlık ölçütüymüş. Anadolu, yağlı ve hayvani besinlerle, hamur işini fazla tüketiyor, şehirlerde ise fast food ve hareketsizlik kilo yapıyor. Ama, artık hem Anadolu insanı hem de şehirli bu konuda daha bilinçli ve fazla kilolarından kurtulmak istiyor” diye konuştu.

ÖNCE İSTEMEK GEREKİR

Hatice Mıhoğlu, fazla kilolarından kurtulmayı önce kişinin gerçekten istemesi gerektiğini, fazla kiloları ile savaşmaya karar veren kişinin ise, bir diyetisyen nezaretinde yağlı yiyeceklerden uzak durması gerektiğini vurguladı.

Kilo vermek için bol bol salata tüketilmesini ve öğün atlanmamasını öneren Mıhoğlu, “Dengeli ve düzenli beslenme, kilo yapan, hamur, yağlı ve fast food yiyeceklerden uzak durmak, kilo vermede önemlidir” diye konuştu. Hatice Mıhoğlu, kilo vermek isteyenlere bol bol su içmelerini de önerdi.